economic hitman Date: November 10, 2008 Tags: misc Comments(2)
Zeitgeist:Addendum belgeselinden bir bolum;"Biz, ekonomik suikastçiler, küresel imparatorluğun yaratılmasında gerçekten sorumlu olanlarız, ve birçok farklı şekilde çalışırız.Belki de en sık kullanılanı, öncelikle şirketlerimize uygun kaynakları olan ülkeleri bulur ve gözümüzü üstlerine dikeriz, petrol gibi.Ardından Dünya Bankası veya onun kardeşi başka bir organizasyondan o ülkeye büyük bir kredi ayarlarız, fakat para asla gerçekte o ülkeye gitmez.Ülke yerine o ülkede projeler yapan şirketlerimize gider.
Enerji santralleri, sanayi alanları, limanlar...Bizim şirketlere ilaveten, o ülkedeki birkaç zengin insanın kar sağlayacağı şeyler.Bunlar toplumun çoğunluğuna yaramaz. Yine de o insanlar, yani bütün ülke bu borcun altına sokulur.Bu borç ödeyemeyecekleri kadar büyüktür ve bu da planın bir parçasıdır... Geri ödeyemezler."
"Ardından, biz ekonomik suikastçiler gidip onlara deriz : "Dinleyin, bize bir sürü borcunuz var.Borcu ödeyemiyorsunuz.O zaman petrolünüzü petrol şirketlerimiz için oldukça ucuza satın.Ülkenizde askeri üs kurmamıza izin verin, veya askerlerimizi desteklemek için dünyanın bir yerine asker gönderin -Irak gibi-, veya bir dahaki BM seçiminde bizimle oy verin"
Elektrik şirketlerini özelleştiririz.Sularını ve kanalizasyon sistemlerini özelleştiririz ve ABD şirketleri veya diğer çok uluslu şirketlere satarız.Bu, mantar gibi biten bir şey ve çok tipik, IMF ve Dünya Bankası bu şekilde çalışır.Ülkeyi borca sokarlar ve bu öyle büyük bir borçtur ki ödenemez.Ardından yeniden borç teklif edersiniz ve daha fazla faiz öderler.Koşullara bağlı veya iyi yönetim talep edersiniz.Aslında bu onların kaynaklarını satmalarını sağlar.Buna sosyal hizmetleri, teknik şirketleri, bazen eğitim sistemleri de dahildir.Adli sistemlerini, sigorta sistemlerini yabancı şirketlere satarız.Bu, ikili - üçlü - dörtlü bir darbedir!
Ekonomik suikastçilere teamül 50'li yılların başlarında başladı.Iran'da Mossadegh demokrasiyle seçildiğinde, Orta Doğu'da ve tüm dünyada, demokrasi için bir ümit olarak görülmüştü. Time Dergisi'nde yılın adamıydı.
Fakat getirdiklerinden biri ve uygulamaya başladığı fikir, yabancı petrol şirketlerinin İranlılara petrol için bir sürü para ödemesiydi, ve İranlılar kendi petrollerinden kar sağlayacaklardı. İlginç politika.Tabi ki biz bunu beğenmedik. Fakat normalde yaptığımız asker gönderme işinden korkuyorduk.Asker yerine CIA ajanı Kermit Roosvelt'i, Teddy Roosvelt'in akrabasını yolladık.Kermit birkaç milyon dolarla gitti, çok ama çok etkili ve becerikliydi, kısa bir süre sonra, Mossadeg'i devirdi.İran Şahı'nı onunla değiştirdi. Şah her zaman petrol konusunda olumluydu. Ve bu son derece etkileyiciydi.
İran'da ayaklanma.
İnsanlar Tahran'a yürüyorladı.Subaylar, Mossadeg'in teslim olduğunu ve diktatörlük rejiminin sona erdiğini bağırıyordu.Şah'ın resimleri sokaklarda gezdirilerek duygular tersine çevirildi.Şah, evinde hoş karşılandı.Burada ABD'de Washington'da insanlar olanlara bakıp: "Vay! Bu çok kolay ve ucuz!" dediler.Böylece imparatorluk kurup ülkeleri yönlendirmek için bir sürü yeni yol bulundu.
Roosvelt'in tek problemi CIA ajanı kimliği taşımasıydı.Eğer yakalanırsa, sonuçları çok ciddi olabilirdi.O noktada, hızla, özel danışmanlar kullanılmasına karar verildi.Parayı Dünya Bankası, IMF veya benzer diğer ajanslara kanalize edecek, benim gibi özel şirketler için çalışan insanlar getirdiler.Böylece eğer yakalanırsak ortada hükümetle ilgili bir sonuç olmayacaktı.
Arbenz, Guatemala başkanı olarak geldiğinde, ülke United Fruit Şirketi ve büyük uluslararası şirketlerin avucunun içindeydi.Arbenz geldi ve dedi ki: "Biliyorsunuz ,biz topraklarımızı insanlarımıza vermek istiyoruz.Gücü eline alınca, tam olarak yapmak istediklerini uygulamaya başladı, toprak haklarını insanlarına verdi.
United Fruit bundan hiç hoşlanmadı, ve kamusal ilişkiler firması kiraladılar, ABD'de büyük bir kampanya başlattılar.ABD insanını, ABD halkını, ABD basınını ve ABD meclisini ikna etmek için.Böylece, Arbenz'in bir sovyet kuklası olduğuna ikna ettiler.
Bu yüzden de güçlü kalmasına izin verdik, Sovyetler bu yarı kürede güçlendiler.O noktada zamanla herkesin kafasında kırmızı terör, komünist terörün büyük korkusu yerleşti.Kısa kesmek gerekirse, bu kamusal ilişkiler kampanyası, CIA ve Asker üzerine bu adamın devrilmesi gerekliliği görevini yükledi.
Ve yaptık. Uçaklar yolladık, askerler yolladık, çakallar yolladık, her şeyi onu devirmek için gönderdik, ve devirdik.Görevinden ayrılır ayrılmaz, yeni gelen, her şeyi uluslararası şirketlere göre eski haline getirdi.United Fruit da bunların arasındaydı.
Ekvador uzun yıllar ABD'nin kuklası diktatörler tarafından yönetildi. Sık sık da vahşice.Ardından, demokratik bir seçim yapmaya karar verdiler.
Jaime Roldos kazandı ve temel amacı, bir başkanın olması gerektiği gibi, Ekvator'un kaynaklarının, insanlarına yardım için kullanılacağına emin olmak istiyordu.
Çok ezici bir üstünlükle kazandı.Ekvator'da daha önce kimsenin alamadığı kadar çok oyla kazandı.Ve politikalarını uygulamaya başladı.Petrolden gelen karın insanlarına yardım için gideceğinden emin olmak; biz ABD'de bunu beğenmedik.
Roldos'u değiştirmek için bir sürü ekonomik suikastçilerden biri olarak ben gönderildim.Rüşvet vermek, farkına varmasını sağlamak, anlıyorsunuz."Tamam, bildiğiniz gibi, çok zengin olabilirsiniz, siz ve aileniz, eğer bizim kuralımıza göre oynarsanız.Fakat bu söz verdiğiniz politikayı sürdürmeye devam ederseniz, gidersiniz."
Dinlemedi....
Suikaste uğradı...
Uçağı düşer düşmez bölge kordona alınmıştı.İzin verilen insanlar sadece yakındaki ABD birliğindeki askerlerdi, ve bazı Ekvator askerleri.Soruşturma açıldığında, görgü tanıklarından ikisi araba kazasında ölmüştü.İfade verme şansları olmadan.Bir sürü garip şey etrafta olup bitti.
Jaime Roldos'un suikasti.
Bu davaya gerçekten bakan bir çok insanın, bunun bir suikast olduğundan hiç şüphe duymayacağından eminim.Tabi ki benim pozisyonumda bir ekonomik suikastçi olarak, Jaime'e bir şeyler olacağını daima biliyordum.Darbe veya suikast, emin değildim, fakat devrileceğini biliyordum, çünkü yozlaştırılamamıştı.Buna asla izin vermiyordu.
Omar Torrijos, Panama başkanıydı.Benim favorilerimdendi.Onu gerçekten çok beğeniyordum.Çok karizmatikti. Ülkesine gerçekten faydalı olmak istiyordu.Onu yemlemeye ya da rüşvet vermeye çalıştığımda bana dedi ki: " Bak John, - bana Juanito derdi - Bak Juanito, benim paraya ihtiyacım yok. İstediğim şey ülkem için, adilane ve kurallara uygun davranılması.ABD'ye, halkımı borçlandırarak yaptığı bu yıkımdan kurtarıp borçları geri ödemesi için ihtiyacım var.Diğer Latin Amerika ülkelerine yardım edebileceğim bir yerde olmaya ihtiyacım var; Özgürlüklerini kazanmaları ve kuzeyden gelen, korkunç varlıktan kurtulmaları için.Sizler bizleri kötü bir şeklide kullanıyorsunuz.Panama Kanalını Panamalı insanların ellerine geri vermem lazım.Benim istediğim budur.Beni yanlız bırak, biliyorsun, bana rüşvet vermeye çalışma.
1981'di ve Mayıs'ta, Jaime Roldos suikaste uğradı.Ve Omar bunun farkındaydı.Torrijos, ailesini yanına aldı ve dedi ki: Muhtemelen sıradaki benim ama önemli değil, çünkü ben yapmak için geldiğim şeyi yaptım.Kanalı geri aldım.Kanal bizim elimizde olacak, Jimmy Carter'la görüşmeleri henüz bitirdik.
Aynı yıl Haziran'da, sadece birkaç ay sonra, bir uçak kazasında öldü.CIA sponsorluğundaki çakallar tarafından yapıldığına hiç şüphe yoktu.Kanıtların çok büyük bir çoğunluğu, Torijjos'nun korumalarından birinin son anda tam uçağa binerken, bir kaset çalar verdiğini gösteriyordu.Küçük ama içinde bomba olan bir kaset çalar.
Bana göre ilginç olan, bu sistemin nasıl tamamen aynı şekilde işlediği.Yıllardır, ekonomik suikastçilerin sürekli daha daha iyiye gitmelerinden başka.Bu aralarda Venezüella'da olanın üstesinden geldik.1998'de, Hugo Chavez başkan seçildi.Kendinden önceki bir sürü yoz başkanı takiben, ülkenin ekonomisi mahvoldu ve battı.Ve Chavez bu olanların ortasında seçildi.
Chavez, ABD'ye karşı ayaklandı.Bunu Venezüella petrolünün Venezüella insanı için, kullanılmasını talep ederek yaptı.Tabi ki, ABD'de biz bunu beğenmedik.2002'de, CIA destekli olduğu, diğer bir çok insanın da kafasında olduğu gibi, benim kafamda da hiç şüphe bırakmayan bir hükümet darbesi oldu.İnsanları darbeye kışkırtma yolu, Kermit Roosvelt'in Iran'da yaptığına çok benzerdi.İnsanlara sokaklara çıkmaları için para ödendi.
İsyan için, protesto için, Chavez'in istenmediğini söylemeleri için.Eğer bunu yapmaları için birkaç bin insanı toplarsanız, televizyon bunu bütün ülkeye duyurur ve, olaylar mantar gibi yayılmaya başlar.Chavez'in olayında faklı olan, yeteri kadar zekiydi ve insanlar arkasında sağlam duruyorlardı.Bu şeklide üstesinden geldiler.Bu olay Latin Amerika tarihinde olağanüstü şaşılacak bir andır.
Irak, aslında bu yolun mükemmel bir örneği.Bütün sistem çalışıyor.Biz, ekonomik suikastçiler ilk sıra defansız.İçeri gireriz ve hükümeti satın almaya çalışırız.Sonrasında onları kullanmamızı sağlayacak, büyük borçlar almaya ikna ederiz.Başaramazsak, benim Omar Torrijos ile Panama'da ve Ekvator'da Jaime Roldos'la başaramadığım gibi, satın alınmayı reddeden adamlar, o zaman ikinci sıra defans olarak çakalları yollarız.
Çakallar hükümeti devirirler veya suikast düzenlerler.Başarıldığında ve yeni hükümet geldiğinde, işler son derece basitleşir.Çünkü yeni gelen başkan eğer istenilenleri yapmazsa başına ne geleceğini bilir.Irak'ta bunların ikisi de çuvalladı.Ekonomik suikastçiler Saddam Hüseyin'e ulaşmayı başaramadılar.Onun da Suudiler'in kabul ettiğininkine çok benzer bir anlaşmayı kabul etmesi için çok uğraştık.
Ama kabul etmedi, ve çakallar onu almak için gittiler.Yapamadılar. Çok iyi korunuyordu.Bir keresinde CIA için çalışmıştı, eski Irak başkanına suikast düzenlemesi için kiralanmıştı ve çuvalladı.Fakat sistemi biliyordu.91'de, askerleri gönderdik, ve Irak ordusunu devirdik.O noktada sandık ki, Saddam Hüseyin ortaya çıkacak.O anda onu tabi ki alabilirdik, ama bunu istemiyorduk.
Sevdiğimiz güçlü adamların özelliğindeydi.İnsanlarını kontrol edebiliyordu.Kürtleri kontrol edebileceğini düşündük,İranlıları sınırlarında tuttuk ve bize petrol pompalamalarını devam ettirdik.
Fakat, ardından orduyu oradan çektiğimizde tekrar dirildi.Böylece ekonomik suikastçiler, 90'larda başarısız olarak geri döndüler.
Eğer başarmış olsalardı, hala ülkesini yönetiyor olacaktı. Bizde ona istediği savaş uçaklarını satıyor olacaktık.Ama başaramadılar.
Çakallar onu deviremedi, bir kez daha askerleri yolladık ve bu sefer işi tamamladık.Onu devirdik. İlerleyen süre içinde kendimize çok ama çok karlı bir imar anlaşması yaptık.Yıktığımız ülkeyi baştan inşa etmek.Bu, eğer büyük inşaat şirketleriniz varsa, çok iyi bir anlaşmadır.
Böylece Irak 3 aşama gösterdi.Ekonomik suikastçiler başarısız oldu.Çakallar çuvalladı. Ve finalde asker girdi.Bu yolla gerçek bir imparatorluk yarattık.Bunu çok ama çok kurnazca yaptık. Gizli kapaklıydı.Geçmişteki bütün imparatorluklar ordu üzerine kurulmuştu.Herkes böyle olduğunu biliyordu.
İngilizler kurulurken bunu biliyorlardı, Fransızlar, Almanlar, Romalılar, Yunanlılar... ve bununla gurur duyuyorlardı.Her zaman bazı mazaretleri vardı.Uygarlığı yaymak, dini yaymak ve bunlar gibi, fakat bunu bilerek yapıyorlardı.
Biz ise bilmeden.
ABD'deki insanların çoğunluğunun, gizli kapaklı bir imparatorluğun faydalarıyla yaşadığı konusunda en ufak bir fikri bile yoktur.Dünyada bugün, daha önce olduğundan çok daha fazla kölelik söz konusu.O zaman kendi kendinize sormalısınız; Peki, eğer bu bir imparatorluksa imparator kim? Belli ki ABD başkanlarımız imparator değiller.
Bir imparator seçilmemiştir ve sınırlı bir süre için hizmet etmez, ve kimseye hesap vermek zorunda değildir.Bu nedenle başkanlarımızı böyle sınıflandıramazsınız.
Fakat elimizde benim imparatora eşit olduğunu düşündüğüm ve "Şirketokrasi" olarak adlandırdığım düzen var.Şirketokrasi, bizim büyük şirketlerimizi yöneten kişilerden oluşan bir gruptur.Bu imparatorluğun imparatoru gibi davranırlar.Medyamızı kontrol ederler, mülkiyet edinmeyi veya reklamcılığı da.
Politikacılarımızın çoğunu kontrol ederler, çünkü onların seçim kampanyalarını desteklerler.Gerek, doğrudan şirketleri, gerek, şirketlerin dışından gelen kişisel girişimlerle.Seçilmemişlerdir, sınırlı bir süre için hizmet etmezler, kimseye hesap vermezler, ve Şirketokrasi'nin en tepesini gerçekten anlatamazsınız.Özel bir şirket için çalışan biri mi, yoksa hükümet mi, çünkü onlar daima ileri geri hareket ederler.
Bir bakarsınızı Haliburton gibi büyük bir, inşaat şirketinin başkanı olan biri var, ve bir sonraki sefer ABD başkan yardımcısı.Veya petrol işinin içinde olan bir başkan.Sizin Beyaz Saray'a demokratları mı cumhuriyetçileri mi aldığınızın önemi yoktur.Bu hareket döner kapının etrafında olmak gibidir, ve hükümetimiz çoğu zaman görünmezdir.
Politikaları bir seviyeden bir diğerine, şirketler tarafından yürütülür.Hükümetin politikaları basitçe, Şirketokrasi tarafından üretilir, ve ardından hükümete sunulur.Ardından hükümet politikası haline gelirler.Burada inanılmaz örtülenmiş bir ilişki vardır.Bu komplo teorisi değil, olan şeydir.Bu insanlar bir araya gelmek zorunda değildir.
Onların hepsi, temelde başlıca bir görev altında çalışırlar; o da karlarını daha fazla arttırmaktır.Sosyal ve çevresel sonuçları ne olursa olsun."Şirketokrasi" tarafından kullanılan borç, rüşvet ve hükümeti devirme gibi enstrümanlara, "Küreselleşme" denir.Federal Rezerv'in Amerikan halkını resmi senetlerle, borçlarla, enflasyonla ve faizle belirli pozisyonda tutması gibi, Dünya Bankası ve IMF bu rolü küresel ölçekte üstlenir.
Temeli çok basittir: Bir ülkeyi borca sokun ve parçalayın, veya liderine rüşvet verin.Sonrada kendi şartlarınızı veya politikalarınızı empoze edin.Bu sıklıkla şuna bağlıdır: Parada devalüasyon.Tedavüldeki paranın değeri düştüğünde, onunla değerlenen her şeyin değeri de düşer.Yerel kaynakların, değerinin çok çok azına, sömürücü ülkeler için uygun hale gelmesini sağlar.Sosyal programlar için büyük parasal kaynak kesintileri, bu genellikle eğitim ve sağlığı da kapsar, uyumlu ve birbirine bağlı toplumu çökerterek, sömürüye hazır hale getirir.
Devlete ait yatırımların özelleştirilmesi, bu sosyal olarak önemli sistemlerin satın alınabilmesi ve, yabancı şirketlerin çıkarlarına göre ayarlanması anlamına gelmektedir.Örneğin 1999'da, Dünya Bankası, Bolivya hükümetine üçüncü büyük şehrinin genel su sistemini "Bechtel" adlı ABD şirketine satması için ısrar etti.Bunun hemen ardından zaten fakirleşmiş olan halkın su faturaları patladı.Bu Bechtel sözleşmesi iptal edilene kadar, isyan bütün topluma yayıldı.
Ticaret libarelleştirlir, veya ekonomi yabancıların ticaretiyle ilgili tüm kısıtlamalar kaldırılarak açık hale getirilir.Bu bir seri yolsuz ekonomik alametlere izin verir.Uluslararası şirketlerin, yerli ekonomiyi mahvedecek ve üretimi azaltacak şekilde, kendi seri üretim mallarını getirmeleri gibi.
Jamaica bir örnektir, Dünya Bankası'nın kredilerini ve şartlarını kabul ettiğinden bu yana, batılı ithalatçılarla rekabetten dolayı sahip olduğu en büyük getirisi olan marketlerini kaybetti.
Bugün sayısız çiftçi işsiz kaldı ve onlar, büyük şirketlerle yarışamazlar.
Bir diğer varyasyonsa bir sürü kayıt dışı, düzenli olmayan, insanlık dışı, zorla yaratılmış, ekonomik zorlukların avantajını kullanabilecek az maaş verilip çok çalıştırılan fabrikalar yapmaktır.
Fabrikaların hükümet denetimine tabi olmamasının bir sonucu olarak, çevresel yıkım kaçınılmazdır.Açgözlü şirketler, bir ülkenin kaynaklarını sömürürken, kasıtlı olarak, büyük boyutlarda çevre kirlenmesine sebep olurlar.
Dünya tarihindeki en büyük çevresel suç, bugün 30.000 Ekvatorlu ve Amazonlu'ya karşı, Texaco tarafından işleniyor.Chevron'a ait olan fakat Texaco tarafından yürütülen aktivitelerde,Exxo Valdez'in Alaska sahiline döktüğü pislikten 18 kat fazla pislik hesapladılar.
Ekvator'daki dava bir kaza değildi. Petrol şirketleri bunu bile bile yaptı; bunu para kazanmak için yapıyorladı."
Comments:
MonteCito — November 12, 2008
Kitabını da tavsiye ederim. Türkiye'de "Bir ekonomik tetikçinin itirafları" adıyla yayınlanmıştı.

Okurken geleceğe yolculuk yaptım sanki. bu filmi bilmiyordum, indirmeye başladım, yazı için teşekkürler.